bugün benim doğum günüm. birazdan çağrının bana aldığı noel babalı çikolatayı yanıma alıp yatağıma gidicem. feet of clay'i tekrar okuyup çağrıyla mesajlaşırken uyuyakalırım.
daha güzel bir doğumgünü düşünemiyorum şu anda.
28 Aralık 2008 Pazar
25 Aralık 2008 Perşembe
bir şey sorabilir miyim?
- blue-print dedikleri şey neden mavi?
- bazı çekimlerde, o çekime bilgisayar marifetiyle bir şeyler yerleştirilecekse neden arka plan çılgın bir yeşil oluyor?
(iki şey sorabilir miyim?miş)
- bazı çekimlerde, o çekime bilgisayar marifetiyle bir şeyler yerleştirilecekse neden arka plan çılgın bir yeşil oluyor?
(iki şey sorabilir miyim?miş)
20 Aralık 2008 Cumartesi
doğum günü hediyelerim
bu gece doğum günümüzü kutladık meloyla ucundan birleştirip ve ben ilk hediyelerimi aldım.
sayiim mi, sayıyorum;
merveden; frankofon kağıt bebek; au temps de figaro yazıyor üstünde henüz açmaya kıyamadım.
esenden; 2 tane birden doğum günü pastası!!! hahaha. midpointte pastalar karıştı başkasının pastasını üfledik.
yine esenden; mariachiler grubundan canlı müzik. büyük bir organizasyondu.
melis de ağlatarak güldürdü. bunu saymıyorum yine bekliyorum ben.
aaa bak bunu unutmayayım ispanyolca hocam miguel de sırf ben seviyorum diye zombili film izletti bize. o da doğumgünü hediyesi sayılır.
edit edit edit: nasıl unuturum, sarhoştum hafif ona vermek lazım: çağrının annesi ve ananesi de bana bi sürü atkı örmüşler! yaklaşık 8 tane :)
sayiim mi, sayıyorum;
merveden; frankofon kağıt bebek; au temps de figaro yazıyor üstünde henüz açmaya kıyamadım.
esenden; 2 tane birden doğum günü pastası!!! hahaha. midpointte pastalar karıştı başkasının pastasını üfledik.
yine esenden; mariachiler grubundan canlı müzik. büyük bir organizasyondu.
melis de ağlatarak güldürdü. bunu saymıyorum yine bekliyorum ben.
aaa bak bunu unutmayayım ispanyolca hocam miguel de sırf ben seviyorum diye zombili film izletti bize. o da doğumgünü hediyesi sayılır.
edit edit edit: nasıl unuturum, sarhoştum hafif ona vermek lazım: çağrının annesi ve ananesi de bana bi sürü atkı örmüşler! yaklaşık 8 tane :)
17 Aralık 2008 Çarşamba
oyuncaklı - güzel seyler
sevdim bu güzel şeyler konseptini.
oyuncaklı kelimesi mesela, bu da güzel bir şey benim için. tdk sözlüğü 'çocuksu, çocuk gibi davranan' mecaz anlamına işaret etmiş ve peyami safa'nın bir cümlesiyle örneklemiş;
"Şimdi oyuncaklı kadın ruhuyla değil, açık söylüyorum."
ama ben, çocuksuluktan çok, bir karmaşa seziyorum bu kelimede. hatta belki renkli/eğlenceli, ama ille de karmaşık. elbette peyami safa kadın ruhunun 'çocuksu, çocuk gibi davranan' olmadığını biliyordu.
bu gecenin sorusu: acaba başka dillerde bu kelimenin bir karşılığı var mı?
oyuncaklı kelimesi mesela, bu da güzel bir şey benim için. tdk sözlüğü 'çocuksu, çocuk gibi davranan' mecaz anlamına işaret etmiş ve peyami safa'nın bir cümlesiyle örneklemiş;
"Şimdi oyuncaklı kadın ruhuyla değil, açık söylüyorum."
ama ben, çocuksuluktan çok, bir karmaşa seziyorum bu kelimede. hatta belki renkli/eğlenceli, ama ille de karmaşık. elbette peyami safa kadın ruhunun 'çocuksu, çocuk gibi davranan' olmadığını biliyordu.
bu gecenin sorusu: acaba başka dillerde bu kelimenin bir karşılığı var mı?
chie mihara'yı kim sevmez? - güzel şeyler
başlıktaki sorunun cevabını bilmiyorum aslında, kim sever ya da kim sevmez, hatta bana ne? ben chie mihara isimli bu hanımın yaptığı bazı ayakkabıları çok seviyorum.

cici ayakkabılar.

cici ayakkabılar.
14 Aralık 2008 Pazar
yeminimi bozdum - güzel seyler
üşeniyordum resim eklemeye ama birazdan aşağıya yerleştireceğim arkadaşı gördükten sonra fikrim değişti. böylece devamını getiremeyeceğim yeni bir madde olacak blogumda: güzel şeyler.
aslında buraya bu ad altında yerlestire(bile)ceğim şeyleri benim wishlist'im olarak görebilir blog okuyucularım (toplamda 4 arkadaşım okuyor)

bu, sizin de gördüğünüz gibi kaşıktan bir kolye. aklıma araf taki zarpandit karakterini getirdi, o saçlarına bağlıyordu kaşıkları. insan saçına nasıl kaşık bağlar? o karakteri çok sevmiştim, bu kaşık kolyeyi de çok sevdim. evimizdeki antika kaşıklardan birini bir kuyumcuya götürsem, bana bir kolye yapar mı? zor olmasa gerek.
12 Aralık 2008 Cuma
iyi bir fikir
bugün, üstünde şehir isimleri olan çantalardan takmış birini gördüm. kadınınki paris çantasıydı.
şöyle oluyor bu çantalar; paris paris paris paris paris paris
ya da; new york new york new york new york new york
gittiğim her yerde gördüm, istanbullu olanı da var.
iyi fikrim: tişörtlere filan baskı yapan yerlere gidip kendime bu çantaların ankh morpork lu olanından yaptırıcam.
aslında, fantastik edebiyat veya çizgi roman zevkine göre şekillendirilebilir bu fikir; minas tirith çantası olabilir, havnor çantası olabilir, fiddler's green olabilir, gotham city olabilir. olabilir de olabilir.
uğraşmak istemedim, biri bunu hayata geçirirse benim gibi manyaklardan baya para kazanabilir.
yeşim?
şöyle oluyor bu çantalar; paris paris paris paris paris paris
ya da; new york new york new york new york new york
gittiğim her yerde gördüm, istanbullu olanı da var.
iyi fikrim: tişörtlere filan baskı yapan yerlere gidip kendime bu çantaların ankh morpork lu olanından yaptırıcam.
aslında, fantastik edebiyat veya çizgi roman zevkine göre şekillendirilebilir bu fikir; minas tirith çantası olabilir, havnor çantası olabilir, fiddler's green olabilir, gotham city olabilir. olabilir de olabilir.
uğraşmak istemedim, biri bunu hayata geçirirse benim gibi manyaklardan baya para kazanabilir.
yeşim?
3 Aralık 2008 Çarşamba
house teorim
eski mısır dilinde, firavun kelimesinin ev anlamına geldiğini okumuştum bir yerlerde. firavun, kendisi de bir tanrı olduğu için ve bedeni tanrı ruhuna geçici bir ev olduğu için; bizim orda eve ev denir.
gregory house'a da benzer bir sebeple bu ismi vermiş olabilir mi dizinin yaratıcıları acaba? işte doktorlarda (aslında cerrahlarda ama house un yanında cerrahlığın filan lafı mı olur?) tanrı kompleksi yada yada yada* diye konuyu bağlamak istiyorum.
* işteee seinfeld de geldi, halbuki hiç de sevmem.
gregory house'a da benzer bir sebeple bu ismi vermiş olabilir mi dizinin yaratıcıları acaba? işte doktorlarda (aslında cerrahlarda ama house un yanında cerrahlığın filan lafı mı olur?) tanrı kompleksi yada yada yada* diye konuyu bağlamak istiyorum.
* işteee seinfeld de geldi, halbuki hiç de sevmem.
2 Aralık 2008 Salı
margarita ya da benim dediğim gibi margariyta
margarita krizine girdim. koltuğu tırmalıyorum, telefonumun tadına baktım, işe yaramadı.
bu gece bana 1 kadeh margarita getirenin kırk yıl kölesi olmam ama; işte bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varsa, şu anda düşünemiyorum bile bir kadeh margaritanın neleri vardır.
gidip biraz tuz yalıcam.
bu gece bana 1 kadeh margarita getirenin kırk yıl kölesi olmam ama; işte bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varsa, şu anda düşünemiyorum bile bir kadeh margaritanın neleri vardır.
gidip biraz tuz yalıcam.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)