bu sene çok hastalandım, neden bilmiyorum.
yine hastayım, evde uykuyla uyanıklık arasında yatıyorum, geçen pazartesi günü. anneannem bizde. yanımdaki koltukla annemle oturmuşlar ve annem anneanneme google earth den burhaniye ve edremit fotolarını gösteriyor.
sonra işte o uykuyla uyanıklık arasındaki tuhaf anda, kulağımda edremit akçay ören hikayeleri, gözümün önünde bir an beliriyor.
hani yaz vakti, arabayla denize giderken veya yazlık bir yerde deniz kenarından geçerken, denizin üstü parlar, ışıklar oynar -şavkır denilebilir mi? bu kelime bu ana çok uydu- uzaktan plaj sesleri gelir. tam olarak o an. arabayı istediğimiz an durdurup denize girebilirmişiz. (uyku arabasını durdurup) .
google da arasam denizin öyle parladığı bir anın resmini bulabilemem, google öyle bir şey değil.
15 Nisan 2009 Çarşamba
12 Nisan 2009 Pazar
bir zamanlar çok gittiğimiz ama sonra bir daha hiç gitmediğimiz ve asla da gidemeyeceğimiz yerlere ne olur? o yerlerde bizden bir şeyler kalır mı? yorgunluğumuz, sesimiz, düşüncelerimizden parçalar... demek istediğim, bizim o yerleri hatırladığımız gibi o yerler de bizi hatırlıyorlar mı? ben onları adım adım tanıyorsam onların da benim adımlarımı tanıyor olmalarını isterim.
bugün çağrıların apartmanda merdivenlere oturmuş bekliyordum ve orası aynen ana blanconun evi gibi kokuyordu. sonra bütün gün o koku beni takip etti. nasıl da günleri saymıştım oradayken, çağrıyı görebilmek için.
bugün çağrıların apartmanda merdivenlere oturmuş bekliyordum ve orası aynen ana blanconun evi gibi kokuyordu. sonra bütün gün o koku beni takip etti. nasıl da günleri saymıştım oradayken, çağrıyı görebilmek için.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)