12 Nisan 2009 Pazar

bir zamanlar çok gittiğimiz ama sonra bir daha hiç gitmediğimiz ve asla da gidemeyeceğimiz yerlere ne olur? o yerlerde bizden bir şeyler kalır mı? yorgunluğumuz, sesimiz, düşüncelerimizden parçalar... demek istediğim, bizim o yerleri hatırladığımız gibi o yerler de bizi hatırlıyorlar mı? ben onları adım adım tanıyorsam onların da benim adımlarımı tanıyor olmalarını isterim.



bugün çağrıların apartmanda merdivenlere oturmuş bekliyordum ve orası aynen ana blanconun evi gibi kokuyordu. sonra bütün gün o koku beni takip etti. nasıl da günleri saymıştım oradayken, çağrıyı görebilmek için.

Hiç yorum yok: